Taş çekirdekli meyvelerde (kiraz-kayısı-erik-şeftali) hasat sonrası gübreleme nasıl yapılır?
Özellikle erken hasat yapılan taş çekirdekli meyve ağaçlarında hasattan yaprak dökümüne kadar geçen süre oldukça uzundur. Sürgünlerde gelecek yıl için, meyve gözlerinin oluşumu ve kuvvetli meyve gözü meydana gelmesi ve sürgünlerin kış soğuklarına dayanıklılığının artması için hasattan, yaprak dökümünün başlamasından bir ay öncesine kadar geçen süre içinde ağaçların yaşına ve verim durumuna göre gübreleme yapmak gerekir. İster damla sulama ile isterse klasik sulama yöntemi ile sulama yapılsın, taş çekirdekli meyve ağaçlarının hasat sonrası gübrelenmesi ağacın gelişmesini ve bir sonraki yıla kuvvetli girmesini sağlar.
Klasik sulama ile sulanan ağaçların taç izdüşümüne, içinde azot olmayan veya çok az olan fosforlu ve potasyumlu gübreler verilmesi yararlı olacaktır. Uygulanan gübreler, kökleri kesmeyecek kadar bir derinliğe karıştırılmalı ve arkadan sulama yapılmalıdır.
Damla sulama ile yapılan sulamalarda ise uygulanacak gübreler, sulama adedine bölünerek uygulanır. Ülkemiz topraklarında genellikle çinkonun eksik olması ve toprak pH değerinin de yüksek olması nedeni ile dekara ortalama 1 kg çinko sülfat gelecek şekilde uygulanmalı ve bu diğer gübrelerle birlikte verilmelidir.
Toprak analiz sonuçlarını Toros Tarım ile paylaşarak, dekara veya ağaç başına verilmesi gereken hasat sonrası gübre çeşitleri ve miktarları konusunda gübre tavsiyesi isteyebilirsiniz. Ağaçların yaşı, çeşidi, dikim mesafesi (bodur-yarı bodur) ve sulama yönteminizi bildirerek bir gübreleme programı oluşturmak için ise Toros bayiniz ile görüşünüz.
Tarla ve bahçelere yığın (küme) halinde uzun süre bırakılan hayvan gübrelerinin yararı olur mu?
Ülkemizin hemen her yöresinde üreticiler genelde ahırlarından çıkardıkları iyi yanmamış hayvan gübrelerini küçük yığınlar halinde tarlanın çeşitli yerlerine bırakıp birkaç ay toprağa karıştırmadan bekletmektedirler. Toprak işleme zamanı gelince bu gübreler tarlanın yüzeyine serilerek toprağa karıştırılmaktadır. Toprağa karıştırılmadan birkaç ay açıkta kalan gübreler havadaki gazların etkisiyle parçalanmaya uğrayarak özellikle azot bakımından fakirleşir. Yığındaki organik gübrenin yapısındaki azotlu bileşikler, mikroorganizmaların enzim reaksiyonları sonucu amonyağa (NH3) kadar dönüşür ve gaz halinde havaya karışır. Dolayısıyla tarlada yığın halinde bırakılan gübre özellikle azot bakımından fakirleşir ve toprağa fazla bir faydası dokunmaz. Bunun için tarlaya getirilen hayvan gübreleri birkaç gün içinde toprağa karıştırılmalıdır.
Kamyonla satın alınan iyi olgunlaşmamış hayvan gübrelerini nasıl olgunlaştırırız?
Satın alınan hayvan gübresi 15-20 cm kalınlıkta gübre olgunlaştırma yerine serilir. Bu gübrenin her bir tonu için 3 kg triple super fosfat ve 3 kg %26 N CAN veya %33 N amonyum nitrat gübresi ile 0,5 kg çok ince öğütülmüş toz kireç serpilir. Gübre kuru ise hafifçe ıslatılır. Aynı işleme, gübre yığını 1-1,5 m yükseklikte oluncaya kadar devam edilir. Gübre olgunlaştırma işlemi yazın yapılıyorsa, gübre yığınının üstü 3-5 cm kalınlıkta toprak (veya kum) ile kapatılır. Yığının üzerine geniş yaprakları olan kabak, salatalık veya ayçiçeği gibi bitkilerin tohumundan 3-5 tane ekilir. Bitkinin yaprakları pörsüyünce yığın hafifçe ıslatılır. Bu yığın içindeki gübre 4-5 ay içinde olgunlaşmış olur. Gübre olgunlaştırma işlemi yağışlı aylarda yapılıyorsa yığının üzeri naylonla örtülmelidir. Gübre bu şekilde olgunlaştırılırsa, C/N oranı 15-20'ye inmiş, yabancı ot tohumu olmayan iyi bir hayvan gübresi elde edilir.
Hastalık ve zararlılar, iklim-çevre şartları ve gübreleme arasında çok sıkı bir ilişki vardır.
Bitki besin maddesi ihtiva eden gübreler, bitkinin ürün miktarı ve kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğu gibi, aynı zamanda hastalık ve zararlıların bitkiye bulaşma riskini de azaltarak önemli bir görev üstlenirler. Bunun yanı sıra gübreleme, hava sıcaklığı ve kuraklık ile toprak ve sudaki tuz oranı gibi çeşitli çevre faktörleri arasında da yakın bir ilişki bulunmaktadır.
Bitkinin çevresel faktörlere ve zararlılara karşı hassasiyet ve direncini büyük oranda genetik yapısı belirlemektedir. Bu durum bitkinin anatomik yapısı ile bitki bünyesindeki fizyolojik ve biyokimyasal metabolizma gelişimiyle alakalıdır. Bitkiler, dış faktörlere anatomik yapılarını değiştirmek suretiyle tepki verirler. Yapraklarda kalın ve dayanıklı epidermis hücrelerinin oluşumu ve dokularda yüksek oranda ligninleşme gibi fiziksel değişimlerin yanı sıra bitkiler, bünyelerinde meydana gelen biyokimyasal tepkimeler sonucu fitoaleksin gibi toksin niteliğinde bazı bileşikler salgılamak suretiyle, hastalık ve zararlılara karşı da direnç gösterirler. Bu savunma mekanizmalarının etkin bir biçimde devreye girmesinde bitkinin iyi beslenmesi, dolayısıyla doğru ve dengeli gübre kullanımı çok önemli bir rol oynamaktadır.
Bilim insanları ve araştırmacılar laboratuvar ortamında dış faktörlere karşı direnci artırılmış yeni ve dayanıklı çeşitler meydana getirseler bile, doğru ve dengeli gübre kullanımıyla daha az fakat daha etkin zirai ilaç kullanılması mümkündür.
Yüksek veya düşük sıcaklıklara ve kuraklığa karşı bitkilerin dayanıklılıkları türden türe farklılıklar göstermektedir. Bitki beslenmesi ile özellikle bitkinin su tüketimi ve soğuğa dayanıklılığı arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bitki bünyesinde, bilhassa yapraklarda kuru madde miktarının artması, bitkilerin soğuktan daha az zarar görmesini sağlamaktadır. Bunun yanı sıra doğru ve dengeli gübre kullanımı, bitkinin solunum ve terleme fonksiyonlarını düzenleyip su kaybını minimuma indirmekte ve bitkinin kuraklıktan daha az zarar görmesini sağlamaktadır.
Hangi besin elementlerinin bu olaylarda görev aldığını ve hangi gübrelerin ne şartlarda kullanılması gerektiğini ilerleyen haftalarda Toros Tarım web sitemizde sizlerle paylaşacağız.
TOROS Tarım’ın bu konuda siz üreticilere web sayfalarından güvenilir ve uygulanabilir bilgiler sunması, birim alandan daha ekonomik bir şekilde ürün alınmasını sağlamak içindir. Bu bilgiler; siz değerli üreticilerin anlayabileceği şekilde, bilimin derinliklerine fazla inmeden, her zaman karşılaştığınız bazı sorunlardan hareket ederek basit bir şekilde hazırlanmaya çalışılmaktadır.
Azotlu gübrenin gereğinden fazla kullanılması buğday ve arpada “yanmaya” neden olur.
Buğday ve arpada verim miktarını artırmanın en etkili araçlarından biri olan azotlu gübrenin gereğinden fazla kullanılması veya traktör dönüşlerinde gübre saçıcıyı kapatmadan aynı yerde birkaç kez dönülmesi durumunda tarlada yer yer yanmalar oluşur. Bu durum özellikle yağışın az olduğu yıllarda daha çok görülür. Çünkü azotlu gübre, bitkinin toprak üstü kısmının hızlı ve gereğinden fazla büyümesini sağlar. Yeterli yağış düşmediği takdirde, toprakta zaten az miktarda bulunan su kısa sürede tükenir. Bitki susuz kaldığı için gereğinden fazla gübrelenen buğday ve arpalar sararıp kurur. Halk arasında bu duruma “buğday-arpa yanması” denir. Buğdaygillerde kullanılacak azotlu gübre miktarını ve gübreleme zamanını yağış durumuna göre ayarlamak gerekir.
Amonyum Sülfat gübresinde % 21 azot (N) vardır. Geriye kalan % 79 nedir?
Üreticilerin şeker gübre diye adlandırdığı Amonyum Sülfat gübresinin kimyasal formülü (NH4)2SO4 şeklindedir. Bu formüldeki elementler aşağıdaki şekilde incelendiğinde elementlerin formüldeki miktarı ve atom ağırlıkları dikkate alındığında Amonyum Sülfat gübresinde azotun % 21 olduğu görülecektir.
(NH4)2SO4
Element İsmi
Simgesi
Adedi
Atom ağırlığı
Formüldeki Miktarı
Gübredeki % Miktarı
Azot
N
2
14
28
21,22
Hidrojen
H
8
1
8
6,06
Kükürt
S
1
32
32
24,24
Oksijen
O
4
16
64
48,48
Amonyum Sülfat gübresinde etkili madde olarak % 21 oranında azot (N), % 6 oranında hidrojen (H), % 24 oranında kükürt (S) ve % 48-49 oranında oksijen (O) bulunmaktadır. Bu hesaplamada da görülebileceği gibi Amonyum Sülfat gübresinde % 21 azot (N) bulunurken % 79 oranında diğer besin elementleri bulunmaktadır. Bu durum tüm diğer gübreler için geçerlidir. Üreticiler sadece azot (N)’ u dikkate aldığı ve diğer besin elementlerini bitki besini olarak bilmediği için bu soruyu sormaktadır.
Gübrelerdeki etkili madde miktarları nedir?
Dünyada en çok kullanılan gübrelerdeki azot miktarı % N, fosfor miktarı % P2O5 ve potasyum miktarı % K2O şeklinde ifade edilmektedir. Gübrelerin bünyesinde sadece N, P2O5 ve K2O diye bir şey yoktur ve bitkiler hiçbir zaman topraktan kökleri ile azotu N halinde, fosforu P2O5 halinde ve potasyumu K2O halinde almazlar. Ülkemizde kullanılan azotlu gübrelerde azot amonyum (NH4), Nitrat (NO3) ve Üre (NH2CONH2) halinde; fosforlu gübrelerde fosfor H2PO4 ve HPO4 halinde; potasyumlu gübrelerde potasyum K formunda bulunur. Bitkiler bu formdaki besin elementlerini (+) ve (-) elektrik yük kazanmış iyonlar halinde topraktan alırlar.
Can Gübresinin Toprak ph Değeri ve Kireç Miktarı Üzerine Etkisi Var mıdır?
Can Gübresinin Toprak ph Değeri ve Kireç Miktarı Üzerine Etkisi Var mıdır?
Yanıt : YOKTUR
AÇIKLAMA:
Bazı kişiler, bu konuyu detaylı bir şekilde incelemedikleri için hatalı bilgiler vermekte, %26 azot (N) ihtiva eden CAN26 (kalsiyum amonyum nitrat) veya diğer bir ismi ile %26’lık amonyum nitrat gübrelerinin kireç içerdiği için toprağı kireçlendirdiği ve toprak pH değerini yükselttiğini ifade etmektedirler. Bu tamamen yanlıştır.
CAN26 gübresinin toprağı kireçlendirmediğini sizlere basit bir hesaplama ile izah edelim.
Bir dekarda 1.000 m2 alan vardır. Buğday gibi yüzeysel köklü bitkilerin kökleri 20 cm derinlikteki bölgeden beslenirler. Bu kalınlıktaki 1 dekarlık alanda 200 m3 (1.000 m2 x 0,2 m = 200 m3) toprak vardır. Orta bünyeli bir toprağın 1 m3’ ünün ağırlığı 1,25 ton’dur. Bir dekarda 250 ton (200 x 1,25 = 250) toprak var demektir.
Topraktaki kireç (CaCO3) miktarı analiz sonucuna göre %2,5’den daha az ise o toprak az kireçli toprak olarak tanımlanmaktadır. Bunun anlamı, 250 ton toprağın %2,5’i kireç ise toprakta 6,25 ton (6.250 kg) kireç vardır demektir. Bu miktarda kireç ihtiva eden 0 - 20 cm kalınlıktaki tarla toprağında 6.250 kg kireç olmasına rağmen “az kireçli” olarak ifade edilmektedir.
CAN26 gübresinde ortalama %25 oranında kireç bulunmaktadır. Amonyum nitrat gübrelerine kireç eklenmesinin iki sebebi vardır; Kireç gibi etkisiz (inert) bir dolgu maddesi ilave ederek amonyum nitrat gübresinin tehlike potansiyelini ortadan kaldırmak ve gübrenin fiziki kalitesini yükseltmek.
Buğday tarımında dekara 20 kg CAN26 gübresi verildiğinde, dekara 5 kg kadar kireç verilmiş olur. Gübre ile toprağa verilen kireç, topraktaki en az kireç ile birlikte 6.255 kg olur. Daha önce 6.250 kg kireç ihtiva eden toprağı “az kireçli” diye ifade ediyorduk. 6.255 kg olunca bu toprak çok kireçli olmaz. Kökleri daha derine giden bitkilerde (bağ, zeytin, meyve bahçesi) kök derinliğini 40 cm kabul edersek 40 cm kalınlıkta 12.500 kg (12,5 ton) kireç var demektir. Topraktaki kireç 40 cm derinlikte 12.500 kg yerine 12.505 kg olunca o toprak kireçli toprak olmaz. Buğday tarımında ortalama 300 – 400 kg ürün ile dekardan en az 2 kg kalsiyum (Ca) kaldırılır. 2 kg kalsiyum 5 kg kirecin (CaCO3) suda tamamen erimesinden meydana gelir. Bunun anlamı, toprağa CAN26 gübresi ile verilen kireç miktarı kadar kirecin kalsiyumu bitkiler tarafından topraktan alınmasıdır. Üst gübreleme ile verilen CAN26 gübresindeki kirecin kalsiyumu kadar kalsiyum, bitkiler tarafından alındığı için toprakta kireç artışı meydana gelmez.
CAN26 ile ilave edilen kirecin toprağın pH değerini yükselttiği hususuna gelince.
CAN26 gübresi suda eridiği zaman bir tane (+) elektrik yüklü amonyum (NH4) ve bir tane (–) elektrik yüklü nitrat (NO3) iyonu meydana getirdiği ve her iki azot formu bitki tarafından alındığı için toprak pH’sı değişmez.
Topraktaki kireç veya gübre ile verilen kireç, toprakta kireç olarak kaldığı sürece pH üzerinde etkisi olmayacağından bitkiye zararı yoktur. Aşağıdaki kimyasal formülden de görüleceği gibi topraktaki kireç suda tamamen eridiği (çözündüğü) zaman toprağa kalsiyum (Ca), karbonat (CO3) veya bikarbonat (HCO3) geçer. Toprağın pH değerine etki eden kirecin ayrışmasından açığa çıkan kalsiyum aynı zamanda önemli bir bitki besinidir. Bitkiler kalsiyumu, azot ve potasyumdan sonra en çok topraktan alır ve bir kısmı da toprakta kalır. Toprakta kalan kalsiyum, toprağın fiziksel yapısını düzelterek bitki köklerinin toprakta geniş bir şekilde yayılmasını sağlar. Toprakta kalan karbonat ve bikarbonat bitki beslenmesi bakımından problem yaratır. Ancak 1 kg kirecin eriyip kalsiyum (Ca), karbonat (CO3) ve bikarbonat (HCO3) haline gelebilmesi için 66 – 100 ton suya ihtiyaç vardır. Bunun anlamı, tarım topraklarında kirecin eriyip kalsiyum ve karbonat haline gelmesi çok yavaş ve zor olur.
Bu erime hızlı ve kolay olsaydı binlerce yıldır yağan yağmur suyu ile toprakta kireç diye bir madde kalmamış olurdu
Değerli üreticiler, buraya kadar yapılan açıklamalardan görüleceği gibi CAN26 gübresindeki amonyum nitratın tehlike potansiyelini önlemek ve ürünün fiziki kalitesini artırmak amacı ile gübreye ilave edilen kireç, toprağın kireç miktarını arttırmaz ve toprak pH değerini yükseltmez.
CAN gübresi torbalarında Kalsiyum Amonyum Nitrat yazmasının sebebi ise Uluslar arası bir gübre olduğu için İngilizce adının “Calcium Ammonium Nitrate” şeklinde olmasındandır. İngilizce olan bu üç kelimenin baş harfleri alınarak üretmiş olduğumuz gübreye “CAN” ismi verilmiştir.
TOROS TARIM, her zaman üreticiye doğru bilgi verir ve daima üreticinin yanındadır.
Toprak Altı (taban) Gübre Kullanmadan Buğdaydan Yeterli Ürün Alınabilir mi?
Toprak Altı (taban) Gübre Kullanmadan Buğdaydan Yeterli Ürün Alınabilir mi?
YANIT: HAYIR ALINAMAZ.
AÇIKLAMA:
Ülkemizde temel gıda ürünlerimizin başında gelen buğday bitkisinde, bir dekardan alınan ürün miktarı ve ürünün kalitesi, üretici kazancı bakımından olduğu kadar ülkemiz ekonomisi bakımından da çok önemlidir. Ü2007 - 2008 buğday üretim döneminde, ülkemizde yağış yetersizliği (kuraklık) nedeni ile buğday veriminde büyük azalma meydana gelmiştir. Ülkemizde yıldan yıla değişmekle birlikte ortalama 10 milyon hektarlık alanda buğday yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bir yıl önce yaşanan kuraklığı dikkate alan bazı üreticiler, 2008 - 2009 buğday yetiştirme dönemi başlangıcında, gübre fiyatlarında beklenmedik değişimler nedeni ile toprak altı (taban) gübre kullanmadan veya çok az düzeyde taban gübre uygulayarak buğday ekimi yapmışlardır.
2008 - 2009 üretim sezonunda, yağışların beklentilerin aksine yeterli düzeyde olması nedeniyle, taban gübresi kullanmayan üreticiler taban gübre eksikliğini yaprak gübresi kullanarak telafi etmeye çalışmışlardır. Ancak yapraktan gübreleme hiçbir zaman toprak uygulamasının eksikliğini karşılamaz.
Taban gübresi kullanmayan bir kısım üreticiler ise sadece bir defa üst gübre kullanarak yeterli ürün almaya çalışmışlardır. Buğday üreticilerinin bu davranışlarını öğrenen TOROS Tarım 2008 - 2009 buğday üretim sezonunda üreticilere doğru bilgi vermek amacı ile "Taban gübresiz - Taban gübreli buğday denemesi" kurmuştur. Deneme Aydın ili Söke ovasında Durmuş NİZAM adlı üretici tarlasında yapılmıştır. TOROS'un planladığı bu çalışma Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü ile birlikte yürütülmüştür. Denemenin yapıldığı tarlada civar köy çiftçilerinin de gübresiz ve gübreli parsellerde farkı görebilmeleri için parsel büyüklükleri 10 dekar olarak belirlenmiş ve toplam 50 dekarlık alanda deneme yürütülmüştür. Denemeye uygulanan taban ve üst gübre çeşit miktarları ile elde edilen ürün miktarı aşağıdaki tabloda verilmiştir:
Taban Gübre kg/dekar
Üst Gübre kg/dekar (Kardeşlenmede)
Üst Gübre kg/dekar (Sapa Kalkmada)
Dane Verimi kg/dekar
Oransal Ürün Artışı
Gübresiz
Verilmedi
Verilmedi
200
-
Gübresiz
CAN 15 kg
Verilmedi
393
100
DAP (18 kg)
CAN 15 kg
%33 N AN 15 kg
557
141,7
20-20-0 (20 kg)
CAN 15 kg
%33 N AN 15 kg
619
157,5
20-20-0 (35 kg)
CAN 15 kg
%33 N AN 15 kg
751
191,1
2008 - 2009 üretim yılı sonbahar ve ilkbahar yağışlarının düzenli ve yeterli olması taban gübre ve üst gübre uygulanan parsellerde verimin beklenenin üstünde gerçekleşmesine neden olmuştur. Taban ve üst gübre verilmeyen parsel verimi bir yana bırakılacak olursa taban ve üst gübreyi yeterli miktarda kullanmak verimde %90 kadar bir artış sağlamıştır. Verimin yanında dane örneklerinde yapılmakta olan kalite analizlerinde de gübrelemenin olumlu etkisi görülecektir. Bu konuda bilgiler elde edildikçe sonuçlar verilecektir. (Kaynak: Prof. Dr. Habil ÇOLAKOĞLU) Değerli Bayimiz,
Buğday bitkisi ile yapmış olduğumuz bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak istedik. Bu bülteni okuduğunuzda elde edeceğiniz bilgileri gübre verdiğiniz üreticilerle paylaşacağınızdan eminiz. TOROS Tarım olarak bilime inanmış olan kuruluşumuz 2007 - 2008 üretim yılında yaşanan kuraklık ve düzensiz yağış nedeni ile özellikle buğday, arpa, yulaf, çavdar yetiştiriciliğinde verim düşüklüğünü yakından takip etmiştir. 2008 - 2009 yılında da aynı kuraklığın yaşanacağını var sayan üreticiler buğday ekim zamanında toprak altı gübrelerde meydana gelen beklenmedik fiyat yükselişleri ile taban (toprak altı) gübre kullanımında tereddüte düşmüşlerdir. Bir kısım üreticiler taban gübre kullanmadan ekim yapmış bir kısmı taban gübre eksikliğini yapraktan gübreleme ile karşılamaya çalışmış ve bir kısmı da sadece bir üst gübre kullanarak bu üretim döneminde yeterli ürün almaya çalışmıştır. Ancak taban gübre kullanmayan üreticilerin verim ve kalitelerinde büyük düşüşler görülmüştür.
2008 - 2009 buğday üretim döneminde yaşanacak bu durumu öngören TOROS Tarım, taban gübresiz - taban gübreli buğday denemesi kurmuştur. Deneme Aydın ili Söke ovasında Durmuş NİZAM adlı çiftçinin 50 dekarlık tarlasında yapılmıştır. Deneme parsellerinin her biri 10 dekar büyüklüğündedir. Tabandan ve üstten uygulanan gübre miktar ve çeşitleri aşağıda tablo halinde verilmiştir. tablodan görebileceğiniz gibi hiç gübre kullanılmayan ve sadece bir kez üst gübre kullanılan parsellerden alınan ürün miktarı çok az durumdadır.
Taban Gübre kg/dekar
Üst Gübre kg/dekar (Kardeşlenmede)
Üst Gübre kg/dekar (Sapa Kalkmada)
Dane Verimi kg/dekar
Gübresiz
Verilmedi
Verilmedi
200
Gübresiz
CAN 15
Verilmedi
393
DAP (18 kg)
CAN 15
%33 N AN 15
557
20-20-0 (20 kg)
CAN 15
%33 N AN 15
619
20-20-0 (35 kg)
CAN 15
%33 N AN 15
751
Taban ve üst gübre verilmeyen parseldeki çok düşük verim miktarı bir yana (Taban gübre kullanmayanlar genellikle bir üst gübre kullanmışlardır.) sadece bir üst gübrelemeye oranla taban gübre ve iki kez üst gübre uygulaması %40 - 90 oranında daha yüksek verim oluşturmuştur.
Taban gübrelemenin sadece dekardan alınan ürün miktarına etkisinin yanında kaliteye de etkisi vardır. Gübrelemenin danedeki gluten miktarına etkisi ve diğer kalite özelliklerine etkisi konusunda çalışmalar devam etmektedir.
Siz bayilerimizin, önümüzdeki üretim yılında buğday üreticilerinin taban gübre kullanımı hususunda gerekli uyarıları yapacağınızdan eminiz. Ülkemizde yıldan yıla değişmekle birlikte 10 milyon hektar kadar buğday ekimi yapılmaktadır. Yeterli yağış ve gübreleme ile verimde sağlanacak %20 - 25'lik bir artış buğday rekoltemizde 4 - 5 milyon ton fazla buğday üretmemizi sağlayacaktır. TOROS Tarım olarak birçok yerde yaptığımız çalışmalarda üreticileri gübreleme konusunda eğitmekteyiz. Bunun yanında sizlerin kanalı ile üreticilerimizin aydınlatılmasını yararlı gördük. Üreticilerimizin doğru ve dengeli gübre kullanımı için toprak analizine dayalı gübre kullanımı konusunda TOROS Tarım her zaman üreticilerin yanındadır. Prof. Dr. Habil ÇOLAKOĞLU